10.09.2013

Hindistan'a gitmeden önce 3


Gidiş öncesi son hazırlıklar...
Yolculuk günü geldi çattı. Bütün hazırlıklarım neredeyse tamam gibi. Çılgın bir bavul hazırladım. Neyse ki kapandı, ama kilo sınırını oldukça geçecek.  Buna güzel bir çözüm bulmam gerekiyor. Normalde bavuluma koyacağım bir çok şey bu defa yok aslında mesela yanıma aldığım makyaj malzemesi bir kalem, ruj ve allıktan ibaret, hiç topuklu ayakkabı yok, elbise yok, etek yok, takı yok, parfüm yok, parfümlü losyonlar yok, en önemlisi karton sigaram yok tabii ki. Ama o kadar yer kaplayan şey oldu ki otelde kalmadığımdan ve odanın içeriği de "acaba nasıl" sorusundan ibaret olduğundan  havlu ve yatak çarşafları, banyo malzemeleri, fön makinası, ütü-bu ara bunların büyük kısmı orada bırakılacak- bilimum hijyen malzemeleri, her türlü şeyin antibakteriyellisi, ilaçlar, dezenfektanlar, gıda malzemeleri falan derken bavul coştu. Tartamıyorum da o kadar şişti ki sabit durmuyor ve bir daha açarsam kapatabilir miyim tekrar şüpheli , ve hala koymam gereken çok şey var neyse ki benim yeni kahramanım çok dehşet bir sırt çantam var:

Benim bu çantayı öpesim geliyor vallahi. O kadar büyük bir kurtarıcım oldu ki rahatlıkla 15-20 kg malzeme alıyor,4 ana gözü ve bir çok gizli bölmesi var laptop için ayrı bir bölme de yapmışlar, sırt bölümü destekli. Ben daha ne isterim. Bavula sığdıramadığım yorgan kılıfımdan tutun da kahve makinama kadar herşeyi aldı, üstüne yoga kitaplarım, defterlerim, günlüklerim dahil. Bu süreçte yaptığım en akıllıca alışverişlerden biri oldu canım benim. Çok da aramadan karşıma çıktı, bir tek Boyner' e bakmıştım sırt çantaları için, orada da spor markalar fiyat olarak hakikaten dudak uçuklatan cinstendi. Bari bir de kırtasiyeye bakayım derken şak diye bu Faber Castell marka çantayı buldum, spor markalarına ait çantalara göre çok çok uygun bir fiyata, 60 TL'ye aldım, mutluyum, kendimi tebrik ediyorum.
Bunun gibi bir başka düşeş ise Nescafe Survivor kit oldu. Ben hala aldığım fiyata inanamıyorum. Maxideki Migrostan 6 küsür TL. Internette 10-15 TL civarında.

İçinde türk kahvesi, 3ü bir arada, nescafe classic ve cafematte var, ben sade kahveciyim o yüzden biraz daha nescafe classic minik poşetlerden ekledim . En çok da içinden çıkan bardak termosa bayıldım. Dağ manzarası karşısında kahve keyifleri yapmak hayalindeyim. Keyiflerime de nasıl düşkünüm, asla vazgeçmem.

Ben bir hijyen manyağıyım. Hindistan'a  yapacağım bu seyahati düşününce profesyonellik yolumda belki de aşmam gereken önemli karma yoga vazifem olabilir bu. Çocukluğumdan gelen bu bakteri ve mikrop takıntısının nedeni biraz  muamma.. Ama çok sık izlediğim bir çizgi film varmış, oradan kaynaklı olma ihtimali yüksek. Ailem doktora da danışmış, ama adam olaya kendince bir çözüm bularak "iyisi mi siz buna kardeş yapın bir tane o zaman geçer" demiş. Nitekim geçmedi, özellikle 30lu yaşlardan sonra daha da arttı. Tabii 30 lu yaşlardan sonra bekar kadınların çoğunda bir düzen ve temizlik çılgınlığı oluyormuş, nereye sarıcaz tek başımıza evde. Ama bu takıntı beni çok da rahatsız edecek boyutlara ulaşmaz. Çünkü hassas noktalarımı iyi bildiğimden hep akıllıca önlemler alırım, seyahatlerimi bir sıkıntıya asla döndürmem. Şimdi de çok kilit parçalar buldum, benim gibi temizlik hastalarına tavsiye ederim mutlaka.
En üstten soldaki klozet kapağı dezenfektanı, antibakteriyel. Aslında Cif tarzı sağlam bir sprey alayım diyordum, ama bavulda hem çok yer kaplayacak hem de bavulda sıkıntı yaratabilir, Hindistan gümrüğü hassasmış bu konuda. Bu benim için hem ufak hem daha rahat çözüm oldu, sırt çantamda da nereye gitsem taşırım. Yine çok hoşuma giden başka bir şey de Watsondan aldığım kullan-at iç çamaşırları. Bir tanesini de gitmeden denedim %100 pamukludan yapmışlar, çok rahat ve normalinden farklı hissetmiyorsunuz. Solo'nun seyahat boyu hazırladıkları tuvalet kağıtlarını da çok sevdim, yine sırt çantasında rahatlıkla taşınabilecek türden. Ortada aldığım mini boy şampuan ve vücut jelleri var, özellikle büyük boy almadım. Bir kere bavulda yer kaplayacak bir de kardeşimin getirdiklerinden biliyorum Hint şampuanları ve saç kremleri müthiş. Ama en sevdiğim saç ürünleri olan Toni&Guy'un mini boylarını bulunca çok mutlu oldum, bu ekibe hemen dahil ettim. 

Geleneksel markalardan çok hoşlanırım, Selin de bunlardan biri, antibakteriyel jelini yol için aldım. Son iki üründen biri kapağı kullanışlı bir bardak olan pembe bir termos, okul süresince işime çok yarayacak. Diğeri Gratislerde satılan seyahat boyu sprey kutuları. Sevdiğiniz yağlardan, jellerden ve benzer likitlerden koymak için ideal, ancak çok sağlam mı bilemedim ben de üstünü poşetle kapladım. İçine çok güzel bir yağ hazırladım. Yoga öncesi için. Yogadan önce sıcak bir suyla duş almak kasları açmak için iyi bir yöntem. Okulumda da kurallar listesinde yer alıyor. Ben zaten yıllardır bunu adet edindim, hatta öncesinde sauna ve masaj da yaptırırım. Duştan sonra iyice kasları ısıtması için susam yağı sürerim. Neutrogenanın ki bu konuda en iyisi. Kuru ve yapışmıyor. Mis gibi de kokar. Ama ben bu sefer okulumuzda parfüm kullanımı yasak olduğu için biraz da kokusu güzel olan bir yağ karışımı yapmak istedim. İçinde neutrogena susam yağı-çok az Johnson baby yağı ve %50 si kadar Fas'tan gelen argan+gül karışımı var. Kendi body mistimi yarattım işte böyle karışımları yapmaya bayılırım.

Sırt çantası, survivor kiti derken sona doğru yazımın feminenleşmesi de enteresan oldu. Ama benim gibi kadınlar olduğuna da eminim, her kafayı kıran maceracı ruha sahip kişinin erkek ya da erkeksi olmasına dair klişelerden vazgeçmeli artık değil mi ? Neticede ben içimde sabahtan beri biriken heyecanı  biraz dağıttım son gidiş yazımı da havaalanına saklıyorum, görüşmek üzere.

9.09.2013

Hindistan'a gitmeden önce 2

Hindistan yoga yolculuğumun ilk ve en uzun durağı olan Dharmasala'da kalacağım ve eğitim göreceğim köyün adı Dharamkot village. Bir çok meditasyon ve yoga okulunun yer aldığı Dharamkot village turistik Mcleod Ganj yerleşim yerinin 20 dakika yürüme mesafesinde ve yukarısında olan bölgeymiş. Buradaki eğitmenlik kursunun yanında bir misafirhanede kalacağım, ancak önceden başka bir kursa da katılmak niyetiyle gruptan bağımsız tek başıma geçireceğim bir 12 günüm olacak. Kalacağım yer bir patika yolu üzerindeymiş, yolun merdiven basamaklarından oluştuğunu bahsettiler ama tam olarak ne olduğunu gidince göreceğim. Ana yolun karanlık olması ve çevrede hiç bir aydınlatma bulunmaması ıssız bir ortam doğuruyor haliyle zaten hava karardıktan sonra dışarı çıkmak kadınlar için biraz sakatmış. Bu nedenle gruptan bağımsız geçireceğim ilk 12 günde hava kararmadan odamda olmak zorundayım. Odamda internet ve Tv gibi imkanlar maalesef yokmuş, öğrendiğim kadarıyla İngilizcesi az olan bir de Hintli teyze işletiyor misafirhaneyi yani internetsiz tvsiz ve muhabbetsiz nirvanaya erilen akşamlar mı bekliyor beni diye kara kara düşünüyorum..

Eğer durum o kadar içler acısıysa 12 gün o şekilde geçirebileceğimi pek sanmıyorum açıkçası, zaten ben de kendimce bir alternatif buldum bunun için. Bu alternatifi gidince kontrol edeceğim ama nasıl olabileceğinden bahsetmem gerekirse: yanlızlık ve sıkıntıdan kafayı yememek için bu ilk yalnız geçireceğim süreyi wifi erişimi kesintisiz olan ve yerleşim yeri bölgesinde yani Mcleod Ganj'da bulunan ve fiyatları da gayet makul olan bir başka misafirhane olan "Kunga Guest House" da  geçirebilirim. Hatta otelin içinde çok da popüler bir İtalyan restoranı varmış.  Adı " Nick's Italian Kitchen", ayrıca işletmecisi Dalai Lama'nın eski başkorumasıymış ve bölgede sevilen güvenilir kişilerden biriymiş. Otelin resimlerini ve yorumlarını tripadvisordan görmüştüm, restoranı "lonelyplanet"da tavsiye edilen yerlerin başında geliyor. O yüzden işte bu alternatif aklımda halen, duruma göre karar vereceğim.


Bana sempatik geldi burası bir kaç kere de yazıştık, ben galiba bu Tibet halkına da biraz meyilliyim kalben, muhtemelen boş zamanlarımda burada takılacağım. Ev yapımı pizzaları ve brownieleri çok meşhurmuş daha ne isterim. Kalış için henüz karar vermedim ama bedava wifi işi de aklımı çok çeldi, odaları da tertemiz, zaten benim günde 12 saatlik eğitim başladığında biraz zor kıpırdarım yerimden. 
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Burası benim ilk eğitim alacağım kurs. 5+5 toplam 10 gün eğitim mantığıyla giriş ve devam seviyelerinde ders veriliyor. Günde ortalama 3 saatlik bir eğitim olacak, o yüzden ilk günlerimde bolca boş zamanım var. Bu kursun adı Himalayan Iyengar Yoga Center. Iyengar Yoga yöntemiyle eğitim veriliyor, zaten kursun eğitmeni de  B.K.S.Iyengar'ın eski öğrencisi "Anand Sagar", kendisi bu merkezi 1985'te kurmuş. Hindistan'daki en saygın yoga okullardan biri olması ve eğitim kalitesi haricinde açıkçası merkezinin  imkanları ve böyle güzel bir doğa içinde yer alması çok cazip geldi. 

 Ben artık yavaş yavaş blog içinde yoga konusuna girmek istiyorum, bu eğitimleri neden alıyorum nedir benim yogayla ilişkim biraz bahsetmeliyim. Ama yine geç oldu ve yarın tamamlamam gereken koca bir bavul var. Ne de olsa ertesi gün yollara düşüyorum. Çok az kaldı. Neredeyse 1 gün! 

4.09.2013

Hindistan'a gitmeden önce 1


Hindistan vize isteyen ülkeler arasında. Bana bir tane yetmedi 2 tane aldım. Ağustos'ta çok sevdiğim bir arkadaşımla Kerala tatili yapmayı planlıyorduk, o zaman 2 aylık bir vize vermişlerdi. O zaman dediğim Temmuz.. Sonra iptal olunca ben Ağustosta tekrar başvurdum, bu bloga bahis planımı uygulamam için verdikleri 2 aylık vize yetmiyordu, çünkü seyahat tarihinizden itibaren değil nedense başvurduğunuz günden itibaren vizeyi veriyorlar. İyi de o zaman niye uçuş-otel rezervasyonlarını istiyorlar bir anlasam, zaten Türkiye'yeden vize isteyen tüm ülke konsolosluklarında farklı bir antikalık var ya, çözemedim ben.  Neyse, işte o nedenle ben de tekrar başvurdum.. Çok laf ettim ama aslında vize almak gayet basit Hindistan'dan. Sabah başvuruyorsunuz akşam alıyorsunuz vizeyi. Konsolosluk Harbiye'de, çalışan bir güvenlik gördüğünüz ve iki de teyze var gişede. Biri talepleri alıyor diğeri de biyometrik işine bakıyor. Yanlız yoga eğitimi alıcam diyince akan sular durdu pek hoşlarına gitti. 5-6 ay bana yeter dedim, sen öyle san, kesmez seni o kadar süre, en iyisi haftaya gel de sana senelik verelim dediler. Ama tekrar konsolosluk işiyle uğraşmayı benim de gözüm kesmedi.  2'dir sihirli kelime yogayı söylüyorum çünkü akan sular duruyor, çok hoşuma gitti, bu sefer 5 aylık kaptım.  Evrak talepleri de pek az, öncesinde internetten  bir form doldurmak gerekiyor vize başvurusu için  adres şu : https://indianvisaonline.gov.in/visa/indianVisaReg.jsp .

Sonra da kalış masrafları için nakit bulunduğunu gösteren banka hesabı ve rezervasyonlar. Tabii ki bedavaya vize olmaz 42 dolar da ücreti var. Sonuç: yine para öde bir vize için, ama şurası kesin az evrak hızlı iş.
Konsolosluğa aşı lazım mı gitmeden önce diye sorarsanız çok bozuluyorlar. Onlara göre hiç gerekli değil zaten cevap öyle de böyle bir soruyla da muhatap olmak istemiyorlar belli ki. O yüzden ben de sordum soruşturdum daha önce gidenlere, internetten de uzun uzun araştırdım.

Halbuki artık bu işler artık ne kolaylaşmış. http://www.seyahatsagligi.gov.tr/ adresine giriyorsunuz call center telefonu var zaten orada, en yakın merkezin adresini alıyorsunuz. Bu sitede ayrıca seyahate çıkacaklar için bir çok faydalı bilgi var, gitmeden önce okunması yararlı olacaktır. Mesela su dezenfektanı tabletlerin varlığını oradan öğrendim. Pek cahilmişim. Ayrıca hazırlayacağınız sağlık çantasında neler olması gerektiği de yazıyor, bu da çok iyi oldu.

İstanbul' iki tane seyahat sağlığı danışma merkezi var, biri Karaköy diğeri de Maltepe'de. Maltepe'deki merkez bana daha yakın olduğu için orayı seçtim öncelikle telefonla aradım, direk doktor cevaplandırıyor zaten, nereye gideceğimi öğrendikten sonra ilk olarak Hepatit A ile B için kan tahlili yaptırmamı istedi. Ben de antikor çıktığı için o aşıları yaptırmama gerek kalmadı, yalnız diğer aşıların aynı gün içinde olması gerekiyormuş. O nedenle tüm gününüzü ayırmanız gerekebilir çünkü merkezlerde gerekli aşıların hepsi yok ama gereken bütün aşıların listesini ve koruyucu ilaç listesini veriyorlar. Bana kendi merkezlerinde Tifo yaptılar. Karaköy' deki merkez çok iyiymiş bu arada sonradan çok tavsiye eden oldu. Aşı harici seyahat sağlığı ile ilgili de önemli bilgiler veriyorlar ve her türlü sorunuzu cevaplandırıyorlar. Aile Hekiminde de ( eğer Aile Hekimi yoksa toplum sağlığı merkezlerinde de yaptırılabilen) difteri tetenoz ve polio oldum. Polio çocuk felci aşısı bebeklere yapılıyor normalde. Vardır bir nedeni diyerek çok sorgulamadım. Internet sitesinde de hangi ülkeye gidecekseniz gerekli tüm aşıların listesi var. Seyahat sağlığı merkezinden çıkarken aşı karnesi verdiler bana, zamanında rahmetli Misi'nin vardı böyle karnesi, hatta soyadına da Perek yazılmıştı, onu hatırladım, çok duygulandım.


Bu arada yapılan hiç bir aşıya para ödemedim. Hepsi ücretsiz. Ancak hepatit tahlilini özelde yaptırırsanız biraz tuzlu. Devlette de yapılıyor ancak önceden randevu almak lazım. Biraz da sabır lazım ben gösteremedim.

Son olarak Hindistan'da sıtma olayı var, iki adet antibiyotik seçeneği veriyorlar. Gitmeden önceki gün başlayıp dönüşte 4 hafta daha devam etmeniz gerekiyormuş. Internet sitesinde gideceğim eyalete dair sıtma tehlikesi vermiyor, ama doktor yine de kullan dedi , biraz muammadayım.

Hindistan'a gitmeden önce serisinin bu ilk yazısı teknik ve sıkıcı oldu biraz, ama maksat yol gösterici olsun. İnanın şu basit bilgileri internetten bayaa bir araştırdım ondan dolayı bu yazıda hepsini yazmak istedim ki bir arada bulunsun. Serinin sonraki yazıları daha keyifli olacak, hem yoga okullarımı anlatacaktım önceden sözüm vardı.